Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Uncategorized’ Category

merhaba

sevgili ziyaretçiler,

dükkanı kapatalı çok oldu. fakat wordpress’in dediğine bakılırsa, hâlâ buraya adımını atanlarınız varmış. eyvallah.

yalnız ben artık buradayım: http://amakihayal.wordpress.com/

beklerim.

sina

Read Full Post »

isim ve yüz

Kimlik denen olgu bütününün icinde ismin ve yüzün cok ayricalikli bir yeri var. itibar kaybini (almancada Rufmord=itibar katli) tanimlarken “ismin kötüye cikmasi” gibi bir deyim kullaniyor olmamiz, utanc duygusu icin “yüz kaybi” (gesichtsverlust) gibi bir kavramin var olusu bunun ile ilgili olmali. utanma nedir bilmeden haddini asan kisiye “yüzsüz!” diye küfretmemiz de bu baglamda manidar.

falanca ünlü filanca markanin yüzü oldugunda paraya karsilik neyi sattigini basindan beri tam kestirebiliyor mudur bilemiyorum. ayni sekilde tarihe bir seyin icadi ile gecen ve bu sebepten dolayi ismi bu icada verilen kisilerin ruh hallerini de merak etmiyor degilim. acikcasi kalasnikov ailesinin bir mensubu omak istemezdim.

yaptigimiz islerin yüzümüz ve ismimizle ölümümüzden sonra da süregitmesi acayip birsey. ismin ve yüzün ifsasi bir cesit kamusallik yaratiyor kiside. kisi, paylasilabilir bir seye dönüsüyor, objelesiyor. elbette ki sosyal bir yapi icerisinde yasayan bir varlik icin bu kacinilmaz. fakat acaba -atiyorum- “mevlana restoran”i kastederek “mevlanada yeme, servisi kötü!” gibi bir cümle sarfetmek hz. Mevlanayi incitirmiydi? her ne kadar da burada sahsin kendisiyle bir nevi ilgisiz olan bir sey hakkinda konusuyor olsak da, sonuc itibariyle ismin kullanisindan kaynaklanan bir baglanti bir atif kurmus oluyoruz.

gelenegimizdeki Laedriler cok akilli insanlarmis. ayni sekilde islam tarihinde resmin ve yüz resmetmenin caiz olup olmadiginin tartisilmasi, meseleye bu pencereden bakildiginda, anlam kazaniyor.

isim ve yüz kullanimindaki ahlaki boyut tam olarak nedir?

bir insan yüzünü bir reklam ajansina satabilir mi?

ismin markalasmasi altindaki felsefik sorun nedir?

dinimizde güzel isme önem verilmesi ayrica peygamber efendimiz tarif edilirken “ay gibi yüzü” vardi denmesi muhakkak ki mahiyet ve mana tasimaktadir.

Read Full Post »

centrum vitae

insan hayatının devreleri vardır.

bu devreler kabul edilen yaşantı biçimi, mentalite, inanç,  yahut etrafımızda cereyan eden olaylar, çevre, kültür vs. vs. gibi faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşur. her devrenin merkezinde bir kavram olur. öyle ki bu kavrama göre şekil alır hayat. kimi insanda bu adalettir, bir başkası için davadır, bir diğeri ise aşkı koymuştur merkezine. istisnası yoktur: birşeyler uğruna yaşar herkes. bilinçli yahut bilinsiz.. merkezsiz hayat olmaz.

merhamet güzel bir merkezdir. şükür de..

 

 

Read Full Post »

yaşıyorum

şuradayım:

www.amakihayal.wordpress.com

Read Full Post »

Tanimanin yolu bütünlükten gecer. Misal, bir kitabi tanimak istiyorsaniz, her satirini okumus ve onunla ilgili incelemeler yapmis olmaniz gerekir. Bir yazari tanimak istiyorsaniz, tüm eserlerini okumus ve dogumundan ölümüne kadar hayatinin her demi hakkinda malumat edinmis olmaniz gerekir. Yazarlar puzzle gibidir. Onlarin kaleminden cikan her okunan eserle birlikte yapbozun bir pacasi daha bulunmus demektir.
André Gide kesinlikle bu tip yazarlardan biri. Sorunlarini, düslerini, hayallerini, arzularini eserlerine cesur bir seffaflikla yansitan edebiyatcilardandir. 1919 da yazmis oldugu “La Symphonie pastorale” adli eserini okudum ve hayati ile yazdiklari arasindaki parallelligi kesfetmekte zorlanmadim. Eseri kesinlikle tavsiye ederim, bir gecede okunabilecek kadar akici bir dille yazilmistir (su fransizlar bu isi cok iyi basariyor, seytan tüyü mü var keratalarda ne?).

Kitabin konusu nedir diye soracak olursaniz:

Protestan bir rahibin bir yetime sahip cikmasiyla baslar tüm macera. Kizin körlügü rahibin kalbinde önceleri merhametten öte gelen bir sevgi insa etmisse de, bu sevginin yerini zamanla ask alir. Evli bir din adaminin genc bir kiza asik olusu, yani bir nevi dinin ve günahin sinirlarinin bu eserde ele alinisi, kitabi ilginc kilan faktörler sadece bir tanesidir. Kör bir kizin dünyayi kendi karanlik ama bir o kadar da aydinlik dünyasinda hayal edisi, hayallerini okuyucu ile paylasmasi da okunmaya degerdir dogrusu. Hikayenin akisini rahibin oglunun da ayni kiza asik olmasi ve kizin gözlerinin acilmasi belirler..

Gide, “La Symphonie pastorale”de bana göre kalvinist ailesinin baskilariyla ve genel anlamda hiristiyanligin/dinin “günah” kavramiyla yüzlesmeye calismistir. Ve dogrusu bunu basarmistir.

Iste 1947 yilinda nobel ödülü alan ünlü edebiyatcidan bir kac özlü söz:

“Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır.”
“İnsanın hayatı, insanın hayalidir.”
“Yüklendiğimiz vazife ne kadar zahmetli olursa, ruhumuzu o nispette eğitir ve yüceltir.”
“Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan yeni okyanuslar keşfedemez.”
“Kendi kendinin mutluluğuna engel olmak yolunda insan fevkalade beceriklidir.”
“Arzular! Hiç mi yorulmayacaksınız?”

Read Full Post »

no comment

peanuts-comic.jpg

Read Full Post »

bir sürü bulasik

Ben su aralar birseyin bedelini ödüyorum arkadaslar. Durun ya, sina ya sen ne diyorsun, cok bilmeceli konusuyorsun, okumiycam len yazini diye hemen pes etmeyin arkadaslar. Pes ederseniz annem sizi sevmez. Cünkü benim annem öyle hemececik pes edenleri sevmez. Ve benim annem iyi insandir. Onun sevgisine mazhar olmak iyi seydir yani. Neyse. Bedel diyorduk. Simdi düsünün ki, adamin biri bir lokantaya gitti, karni cok acti, cani güzel yemekler cekiyordu, ve caninin cektigi yemeklerden fiyatlarina bakmadan bi güzel yedi. Yerken cüzdaninda ne kadar paranin oldugunu, acaba yetip yetmiyecegini bir an icin kendine sorduysa da, hemen pesinden aman bosver, karnini doyurmaya bak, sonra düsünürsün hesabi diye kendini kandirmayi basardi. Sonrasini tahmin edersiniz.
Iste aynisi okulum, derslerim icin de gecerli. Simdiye dek isin sonrasini unutmaya calisarak bir güzel tembellik yaptim, herseyi bi güzel erteledim. Eee simdi? Simdi de parasindan büyük yemekler yedigi icin geceyarlarina kadar bulasik yikayan o adam gibi dönem sonunda geceyarilarina kadar tembelligimin bulasiklarini yikiyorum iyi mi?

Her ne kadar bulasik yikamak iyi birseyse de, daha az bulasik cikarmak daha iyi birseydir, anlatabiliyor muyum? Enerjiden tasarruf etmek gerek. Müsrif olmamak gerek. Cünkü benim annem müsrifleri de sevmez.

Simdi hakli olarak su soruyu sorabilirsiniz:
Sina, senin annen müsrifleri sevmiyorsa, seni de sevmemeli, öyle degil mi?
El cevap:

O benim annem, ben torpilliyim.

Read Full Post »

Older Posts »