Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Mart 2012

isim ve yüz

Kimlik denen olgu bütününün icinde ismin ve yüzün cok ayricalikli bir yeri var. itibar kaybini (almancada Rufmord=itibar katli) tanimlarken “ismin kötüye cikmasi” gibi bir deyim kullaniyor olmamiz, utanc duygusu icin “yüz kaybi” (gesichtsverlust) gibi bir kavramin var olusu bunun ile ilgili olmali. utanma nedir bilmeden haddini asan kisiye “yüzsüz!” diye küfretmemiz de bu baglamda manidar.

falanca ünlü filanca markanin yüzü oldugunda paraya karsilik neyi sattigini basindan beri tam kestirebiliyor mudur bilemiyorum. ayni sekilde tarihe bir seyin icadi ile gecen ve bu sebepten dolayi ismi bu icada verilen kisilerin ruh hallerini de merak etmiyor degilim. acikcasi kalasnikov ailesinin bir mensubu omak istemezdim.

yaptigimiz islerin yüzümüz ve ismimizle ölümümüzden sonra da süregitmesi acayip birsey. ismin ve yüzün ifsasi bir cesit kamusallik yaratiyor kiside. kisi, paylasilabilir bir seye dönüsüyor, objelesiyor. elbette ki sosyal bir yapi icerisinde yasayan bir varlik icin bu kacinilmaz. fakat acaba -atiyorum- “mevlana restoran”i kastederek “mevlanada yeme, servisi kötü!” gibi bir cümle sarfetmek hz. Mevlanayi incitirmiydi? her ne kadar da burada sahsin kendisiyle bir nevi ilgisiz olan bir sey hakkinda konusuyor olsak da, sonuc itibariyle ismin kullanisindan kaynaklanan bir baglanti bir atif kurmus oluyoruz.

gelenegimizdeki Laedriler cok akilli insanlarmis. ayni sekilde islam tarihinde resmin ve yüz resmetmenin caiz olup olmadiginin tartisilmasi, meseleye bu pencereden bakildiginda, anlam kazaniyor.

isim ve yüz kullanimindaki ahlaki boyut tam olarak nedir?

bir insan yüzünü bir reklam ajansina satabilir mi?

ismin markalasmasi altindaki felsefik sorun nedir?

dinimizde güzel isme önem verilmesi ayrica peygamber efendimiz tarif edilirken “ay gibi yüzü” vardi denmesi muhakkak ki mahiyet ve mana tasimaktadir.

Reklamlar

Read Full Post »