Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Ocak 2008

Tanimanin yolu bütünlükten gecer. Misal, bir kitabi tanimak istiyorsaniz, her satirini okumus ve onunla ilgili incelemeler yapmis olmaniz gerekir. Bir yazari tanimak istiyorsaniz, tüm eserlerini okumus ve dogumundan ölümüne kadar hayatinin her demi hakkinda malumat edinmis olmaniz gerekir. Yazarlar puzzle gibidir. Onlarin kaleminden cikan her okunan eserle birlikte yapbozun bir pacasi daha bulunmus demektir.
André Gide kesinlikle bu tip yazarlardan biri. Sorunlarini, düslerini, hayallerini, arzularini eserlerine cesur bir seffaflikla yansitan edebiyatcilardandir. 1919 da yazmis oldugu “La Symphonie pastorale” adli eserini okudum ve hayati ile yazdiklari arasindaki parallelligi kesfetmekte zorlanmadim. Eseri kesinlikle tavsiye ederim, bir gecede okunabilecek kadar akici bir dille yazilmistir (su fransizlar bu isi cok iyi basariyor, seytan tüyü mü var keratalarda ne?).

Kitabin konusu nedir diye soracak olursaniz:

Protestan bir rahibin bir yetime sahip cikmasiyla baslar tüm macera. Kizin körlügü rahibin kalbinde önceleri merhametten öte gelen bir sevgi insa etmisse de, bu sevginin yerini zamanla ask alir. Evli bir din adaminin genc bir kiza asik olusu, yani bir nevi dinin ve günahin sinirlarinin bu eserde ele alinisi, kitabi ilginc kilan faktörler sadece bir tanesidir. Kör bir kizin dünyayi kendi karanlik ama bir o kadar da aydinlik dünyasinda hayal edisi, hayallerini okuyucu ile paylasmasi da okunmaya degerdir dogrusu. Hikayenin akisini rahibin oglunun da ayni kiza asik olmasi ve kizin gözlerinin acilmasi belirler..

Gide, “La Symphonie pastorale”de bana göre kalvinist ailesinin baskilariyla ve genel anlamda hiristiyanligin/dinin “günah” kavramiyla yüzlesmeye calismistir. Ve dogrusu bunu basarmistir.

Iste 1947 yilinda nobel ödülü alan ünlü edebiyatcidan bir kac özlü söz:

“Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır.”
“İnsanın hayatı, insanın hayalidir.”
“Yüklendiğimiz vazife ne kadar zahmetli olursa, ruhumuzu o nispette eğitir ve yüceltir.”
“Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan yeni okyanuslar keşfedemez.”
“Kendi kendinin mutluluğuna engel olmak yolunda insan fevkalade beceriklidir.”
“Arzular! Hiç mi yorulmayacaksınız?”

Reklamlar

Read Full Post »

no comment

peanuts-comic.jpg

Read Full Post »

bir sürü bulasik

Ben su aralar birseyin bedelini ödüyorum arkadaslar. Durun ya, sina ya sen ne diyorsun, cok bilmeceli konusuyorsun, okumiycam len yazini diye hemen pes etmeyin arkadaslar. Pes ederseniz annem sizi sevmez. Cünkü benim annem öyle hemececik pes edenleri sevmez. Ve benim annem iyi insandir. Onun sevgisine mazhar olmak iyi seydir yani. Neyse. Bedel diyorduk. Simdi düsünün ki, adamin biri bir lokantaya gitti, karni cok acti, cani güzel yemekler cekiyordu, ve caninin cektigi yemeklerden fiyatlarina bakmadan bi güzel yedi. Yerken cüzdaninda ne kadar paranin oldugunu, acaba yetip yetmiyecegini bir an icin kendine sorduysa da, hemen pesinden aman bosver, karnini doyurmaya bak, sonra düsünürsün hesabi diye kendini kandirmayi basardi. Sonrasini tahmin edersiniz.
Iste aynisi okulum, derslerim icin de gecerli. Simdiye dek isin sonrasini unutmaya calisarak bir güzel tembellik yaptim, herseyi bi güzel erteledim. Eee simdi? Simdi de parasindan büyük yemekler yedigi icin geceyarlarina kadar bulasik yikayan o adam gibi dönem sonunda geceyarilarina kadar tembelligimin bulasiklarini yikiyorum iyi mi?

Her ne kadar bulasik yikamak iyi birseyse de, daha az bulasik cikarmak daha iyi birseydir, anlatabiliyor muyum? Enerjiden tasarruf etmek gerek. Müsrif olmamak gerek. Cünkü benim annem müsrifleri de sevmez.

Simdi hakli olarak su soruyu sorabilirsiniz:
Sina, senin annen müsrifleri sevmiyorsa, seni de sevmemeli, öyle degil mi?
El cevap:

O benim annem, ben torpilliyim.

Read Full Post »

padisahin oglu olsan

Hayir, buna kesinlikle hakki yoktu. Beni cok kirdi. Yani fikrini beyan edebilirdi tabi, etsindi. Ama bunu bu sekilde, bu kadar ironik bir dille yapmamaliydi. Bizim Z. kimden söz ettigimi biliyor. M. hocayla karsilastigimizda yanimdaydi cünkü.

Z. nin aklina uyup : P  su parcayi M. hocaya armagan ediyorum.

NOT:  N. hocam bitane.

Read Full Post »

Gecenlerde bos derste “Kütüphaneye gidip ders mi calissam yoksa sehir merkezine gidip azicik dolassam mi?” sorusuna cevap ararken, kendimi metroda buldum. Demek ki, havanin güzel olusu beni dolasmayi tercih etmeme itmisti.

Metronun cokta kalabalik olmadigi bir vakitti. Bir gurup ergenin birbiriyle sakalastigi, gülüstügü bir vagona binmisim. Karsimda ise yüzünün aslinda gözden kacmiyacak derece sivilceli oldugunu sonradan farkettigim alman bir kiz oturuyordu. Benim yaslarimda, belki benden yasca biraz kücüktü. Sarisin ve beyaz tenliydi. Dogrusu, yüzündeki kipkirmizi sivilceler beyaz teniyle cok uyumlu duruyordu. Bilmiyorum, garip bir güzellik katmislardi o yüze. Gözleri maviydi. Ve belki de yüzünün hatri sayilir bir kismini kaplayan sivilcelerini sonradan farketmemin nedeni de o gözlerdi. Ayni vagonda, az ileride neseleri ve kahkahalariyla yolcularin dikkatini ceken o cocuklara bakiyordu. Bense gözlerine takilmistim. Birden bire kiza acimaya basladim. Dehsete kapildim desem yeridir herhalde. O güzel gözler bir kac metre ötede cocukluklarini etraflarina savurduklari gülücüklerle doya doya yasayan ergenlere bakarken sanki “Benim cocuklugum calindi. Benim de hakkim yokmuydu?” diye haykiriyordu. O yüz. O gözler. Ne cok sey söylüyorlardi susarken. Uzunca bakti kiz. Az sonra göz göze geldik. Gülümsedim. Ve düsüncelerimde yanilmadigimi anladim. Cünkü o gülümsemedi. Ben ona gülümserken o bana ayni yüz ifadesiyle bakmaya devam etti. Benim gülümsememe ragmen o gülümsemedi. Gülümseyemedi..

Sonra gözlerini kacirdi. Bense icimden lanet okudum. O kizin tebessümünü, onun cocuklugunu calan kisiye veya kisilere lanet okudum. Onun da hakkiydi gülebilmek..
Sonra daha nice insanin tebessümsüz bir hayatin ortasinda oldugunu hatirladim.
Ve o gün cok sey ögrenmistim:

Bazen bir cift göz, binlerce satirin ögretemedigini ögretebiliyordu..

Read Full Post »

“Hatira fotografi”

FW mailleri sadece basliklari ilgimi cekerse okurum. Ya da kimin gönderdigine bakarim. Bir arkadas öyle bir mail atmisti bana:

Bildik seyler aslinda, Coca Cola’yi desteklemeyin, falanca firma da yahudi firmasi, gibi seyler. Evet bunlar bildik seyler de, bir resimle hayatimda ilk defa karsilastim:

Üc israil askeri Filistin topraklarinda hatira fotografi cektiriyor. Iki asker makineye Cheeeessee derken, bir digeri de o ani ölümsüzlestiriyor. Ve ayaklarinin önünde acimasizca katlettikleri bir filistinlinin cesedi..

Allah kahretsin..!

Insan bu kadar insanlik disi bir cinayette nasil bulunabilir ki?
Bu insanlarin kalpleri var mi?
Bunlar insan mi?

Read Full Post »

sevgili blog,

dört saat sonra (muhtemelen o dört saatten calar saatla yapilan savas dolayisiyla dört bucuk saat olacaktir) kalkip okula gitmeliyim. haklisin, bunun icin önce bi yatmak gerek. fransizca ödevimi (yarabbicoksükür!) yaptim da. bak suraya yaziyorum: fransiz kadin altina en azindan bi “bien fait!” yazmazsa, o zaman.. o zaman..

hmm..

durun ya, düsünüyorum.

Read Full Post »

Older Posts »