Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Mayıs 2007

Dopdolu ve upuzun

Benden duymuş olmayın ama, ödevinizi son güne bırakır ve ablanızın merhamet duygularından faydalanırsanız, size yardım etme ihtimali çok yüksektir. Şu Hermann Hesse de -sağolsun varolsun da- niye bu kadar dopdolu ve upuzun bir hayat sürmüş ki?!..
Yaz yaz bitmek bilmiyor..

Güzel kardeşim, canım kardeşim,
hayatını ve eserlerini tanıtacak başka bir edebiyatçı bulamadın mı?..
Mesela şöyle gencecik yaşında ölmüş.. Az şey yaşamış..
Fazla eser verememiş.. Hakkında fazla şey bilinmeyen birini?..

Read Full Post »

Bulutlar ve Noktalar

Papatyalarım tükendi.
Zamanın elinde bir oyuncak, bulutların altında bir noktayım.
Ve bulutlardan bakın yeryüzüne! Yükseklerden.
Bir sürü nokta. Hepsi benim gibi bir bedene ve bir ruha sahip.
Bir nokta.. İki nokta.. Üç nokta.. Altı buçuk milyar nokta..
Ve her nokta bir telaş içinde. Gitmekte. Gelmekte. Dönmekte.
Kaybetmekte. Aramakta. Bulmakta. Bulmamakta.
Hareket hareket. Stres stres. Hızlı Hızlı. Çabuk çabuk.
Ve noktaların her biri bir yerlere saçılırken, yolları kesiştiğinde birbirleriyle çarpışırken, biri birilerine çarparken, orada,
noktaların tam ortasında bir salyangoz.
Sükut. Yavaş.. Her şey yavaş.. Rahatlık.. Ve huzur.
Salyangozca yaşamak. Tavşanlarla yarışırken. Kaplumbağaların öldüğü ülkede. Zor.
Papatyalarım tükendi mi?..
Tükenmiş.
Çare?
Salyangozlar getirsin yenilerini!
Sürer ama dimi?
Olsun.
Sürsün.
Acelemiz ne?!..

Read Full Post »

Tüketim veya tükettim

Bu aralar en çok tükettiğim şeyler:

– Su
– Dondurma
– Ömür

Read Full Post »

Nice yıllara…

100_0351.jpg

 

Çetemizin sevgili mensubu Avukat hayatta çok şey başarmıştır.

Örneğin:

1. Güzel bir insan olmayı başarmıştır.
2. Sultan Ahmet’in minaresine çıkmayı başarmıştır.
3. Bugün yirmi dört yaşına girmeyi başarmıştır.

 

Avukatcığımız,
Rabbimiz ömrünü hayırlı ve bereketli, başarılarını daim eylesin!

 

Çete

Read Full Post »

Bir Kültür Hizmeti

Dino Merlin geliyormuş İstanbula. Tamam ya, biz Berlinlileri çatlatıp patlatmanın ne gereği var, anladık : P
Hadi biz gidemiyoruz konserine, napalım; hiç olmazsa gidenler şuurlu gitsinler diye bir kültür hizmetinde bulunalım baaaari diye düşündük. Bosna ile ilgili bir araştırma yaparken (Hayır, Dino Merlin ile hiç bir ilgisi yok, yapmam gereken bir şeydi, neyse neyse..)  şu siteye rastladım. Sevdalinke yani Boşnak aşk şarkılarını Himzo Polovina’nın yorumuyla dinleyebileceğiniz bir site.

Viel Spaß!

Read Full Post »

Bahsi geçti bugün..

Erguvani’ye..

Ne içindeyim zamanın

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpâre, geniş bir ânın
Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüyâ rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgârda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükûtu öğüten
Uçsuz, bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş;

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.

Ahmet Hamdi Tanpınar

Read Full Post »

Dünya çok küçük biliyor musunuz..
Bazen evet bazen, uff keşfedilecek ne kadar çok yer vardır! Macera damarlarımızda akan kandır. Merak gözümüzdür. Ellerimiz uzanmak ister, ismini duyduğumuz ama varamadığımız yerlere. Yıldızlar kadar uzaktır oralar. Ve herkesin eli uzanmıştır elbet, dokunabilmek için, uzaklara gidebilmek için, ya da korkusundan cesaret edememiştir o el.. Zaten yetişemiyecektir çünkü..
Ama dünya çok küçük..
İstanbuldaki amcayı düşünüyorum sürekli.. Arkadaşlar bilir, hani Sultanahmetin orada mıydı..? Bir akşam, dönmememize yakın bir akşam, dükkanına girmiştik.. Gönlünden gelen renklerle tuvallere çizdiği.. boyadığı.. döktüğü.. dünyalar vardı.. Hayaller.. Rüyalar.. Duygular vardı o yağlı boyalarda.. Ve o amca bir zamanlar Berlinde yaşamıştı. Hatta benim şu an oturduğum caddede. “Yanlış hatırlamıyorsunuz değil mi? Hani karşısında böyle yüksek yüksek binalar var..” Hayır, yanlış hatırlamıyordu. Ve onun bir zamanlar, bundan yirmi veya otuz sene evvel, oturmuş olduğu evin önünden geçiyorum, bir iki bina var aramızda, ve şunu diyorum kendi kendime “Günün birinde buralarda oturmuş, yaşamış, sevinmiş, ağlamış, gurbet hasreti çekmiş, şu pencerelerin birinden bakmış, şu kapıdan her gün girip çıkmış bir vatandaşımla İstanbulda karşılaşacağımı kim bilebilirdi ki..”
Dünya küçük değil de ney?!..
Bi de kaderin insanı nereye sürükleyeceği hiç belli olmuyor, onu da öğrendim amcadan..
Adı neydi..

Keşke kaçıncı katta oturmuş olduğunu sorsaydım ona..

Read Full Post »

Older Posts »