Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Şubat 2007

Doğum ve ölüm..

İki şey…

Öğrendiğim kadarıyla Hollanda Kraliçesi Sayın Beatrix oğlu ve gelini ile canım vatanım Türkiyeme gelmiş, daha doğrusu gitmiş. Efendim, papacığımız bile gelmiş ortalığı velveleye vermiş, sayın Beatrix’in başı kel mi? Şimdi efendim, şapka takmıştı, göremedim 🙂
Yok, temas etmek istediğim konu asıl şimdi geliyor. Gelmişler gelmelerine de, pardon ya gitmişler gitmelerine de valizlerine pahalı elbiselerin, smokinlerin, markalı parfümlerin yanına toprak da koymuşlar.. Evet evet, toprak!.. Kendi vatanlarından götürdükleri bir kaç avuç toprak.. Batılılar pek “ilerici”dir efendim, bilmeyenlere duyrulur. Hep ileriyi düşünürler çünkü.. Hani olur ya, her ihtimale karşı yani, çok yakın zamanda çocuk bekleyen gelin hanım çocuğunu maaaaaalesef/ unfortunately/ leider/ malheureusement Türkiyede dünyaya getirmek zorunda kalabilir diye, tabi Allah muhafaza (!), ama olur mu olur.. işte o zaman, Hz. Adem ile Hz. Havva’nın günahlarını(!) masum omuzlarında taşıyan o herşeyden bihaber yavrucağın ilk ayak basacağı toprak kendi vatanının toprağı olmalıymış..

İkinci şey.. Eski öğretmenlerimden bir bayanın kansere yakalandığını duydum az önce.. Allah şifa versin.. Rabbim hidayet nasip etsin.. Kendi huzuruna çıkarmadan önce..
Bir de şunu farkettim.. Gayri müslimlere acıyoruz, imansız göçtükleri için, ama bizim de son nefesimizi imansız vermiyeceğimiz ne malum..? Allah muhafaza.. Allahım, sen muhafaza et..! İmanımızı..
Ve hayatıma yön veren Hadis-i Şeriflerden biri, burada sıkça zikrettiğim:
“Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz, öyle dirilirsiniz.”

Reklamlar

Read Full Post »

The Pink Dress
(1864)

Frédéric Bazille
(1841-1870)

Read Full Post »

bir soru

bu template fena değil..

gibi..

mi..

sanki..

?

Read Full Post »

amin…

Sevgili Sınayıcım!

Karşıma çıkardığın imtihanlar hakkında, hüsn-i zan beslemeyi ve onların her birini, sadece benim hayrıma yarattığını düşünmeyi… Çirkin bakarak güzellikleri karalayanlardan değil, güzel bakarak pislikleri paklayanlardan olabilmeyi bana nasip et… Yoklukla, çoklukla, açlıkla ya da toklukla sınadığında, kanaat lutfet… Yusuf olmaya güç yetiremem belki ama… Ben farkında olmadan, ruhumda bir Yusufluk büyütmüşsen, Züleyhâ’lar karşısında serinlik, iffet ve asâlet nasip et… Kim bilir, belki Yusuf değil de, Züleyhâ olarak sınanmaktır nasibim… Eğer öyleyse, lütfen, karşıma Yusuf gibi bir Yusuf çıkar… Her ikimizi o sınamadan, alnı ak çıkar… Ve alnıma, o Yusuf ile, râzı olduğun şekilde visâli yazıver… Dedikodusunu yapanlardan olmaktansa, Züleyha olmak yeğdir… Lâkin o vakit, bana öyle bir el ver ki, gömleğe uzanmasın! Öyle bir göz ver ki, fesat bakmasın! Öyle bir dil ver ki, zora sokmasın! Öyle bir kalp ver ki, fitne dolmasın! Öyle bir ayak ver ki, icabında kendine ayak diresin! Öyle bir irade ver ki, Sen’in hükmünde erisin! Öyle bir sabır ver ki, sabrından bir zerre olsun! Öyle bir güç ver ki, içi kaynar, içi yanık, içi bitik ise de… Dışı pek serin, pek sakin ve ille kavî olsun!

amin…

Bu güzel duanın sahibi Bir Lahza yı tebrik ediyorum…
Gönlüne sağlık.. Gönlüne huzur..

Read Full Post »

olmamış

ı ıı, bu template hoşuma gitmedi..

Read Full Post »

Muhammed Bozdağ.. Bu ismi aklınızın bir köşesine yazın.. Bu insanın ne iş yaptığından bahsetmiycem.. Hangi ünvanlara sahip olduğu da beni seni sizi bizi onu şunu bunu kimseyi ilgilendirmemeli! Duvarında bir diplomanın asılı olup olmadığı da..

Herşey etiket.. etiket..ve yine birer etiketten ibaret!
Etiketler dünyasında, ruhunun etikete ihtiyaç duymadığı bir insan Muhammed Bozdağ.
Bir insanın değeri, idealleriyle ölçülür demiş..
Doğru demiş.. İnsanı insan yapan cebindeki para değil. Duvarında asılı olan diploma da değil. O kişinin tanıdığı zatlar da değil..
İnsanı insan yapan idealleri, değerleri, yargıları, ahlakı, normları, olaylara bakış açısı, samimiyeti, inancı vs. dir.. Kısacası madde ile ilgisi olmayan herşey.

Gözlerimin koyukahverengi olması, ya da mavi olması beni iyi bir insan kılar mı? Boyumun şu kadar şu kadar olması? Tenimin beyaz olması? Ya da bir zenci olmam? Babamın alim olması benim derecemi yükseltir mi? Ya hapishanede günlerini sayan bir mahkum olması? Bu benim derecemi düşürür mü? Beni değersiz kılar mı?

Allah adil..
Elimde olmayan, alnıma yazılı olan şeyler benim iyi bir insan olmama ne bir destek ne de bir engel teşkil eder. Allah katında üstün olanımız, takva sahibi olanlardır..
Takva ise kromozomlarımızdaki bir genin adı değil!

Ve günahlarımı hatırladığım anlar hep Hz Ömer (r.a.) i düşünürüm..
Cahiliyye devrinde kızını diri diri gömen Ömeri.. Pilavdan yaptığı putları acıkınca yiyen Ömeri.. İslamla şereflendikten sonra Cennetle müjdelenen Ömeri.. Rasulullahın, “Benden sonra bir peygamber gelseydi, bu Ömer olurdu..” sözüne layık gördüğü Ömeri..
Ve Ömeri Ömer yapan ne soyu idi.. Ne malı mülkü.. Ne de okur yazarlığı…
Ömeri Ömer kılan idealiydi.. “Ey Allahın Rasulü, seni anam babam ve dahi canımdan çok seviyorum.” diyebilen diliydi.. Bu kelimelerin kaynağı kalbiydi, onu “o” yapan..

Etiketler dünyası diyorduk..
Bu aralar çok düşündürüyor beni bu konu..
Ben niçin şunu yapıyorum? Ya da falan işi yapmamdaki gayem nedir?

Yirmibir yıllık ömrümde inanın çok şey öğrenmedim.. Ama şunu yavaş yavaş öğrenmeye başlıyorum: İki tip insan vardır, biri desinler diye şu ve bu iyiliği yapmıştır.. Elinde diplomasını tutabilmenin hasretiyle her gün okulunun yolunu tutmaktadır.. Sevilmek için sevmektedir..
Diğeri ise yaptığı işin doğru olduğunu bildiği için iyilik yapmaktadır.. Kendini bilebilmek için- ki kendini bilen Rabbini bilir- ilim elde etmeye çalışmaktadır.. Sevmektedir.. Karşılık beklemeden..

Birincisi etiketi ideal olan insandır, ikincisi etiketi “ideal” olan insan..

Read Full Post »

Süper bişey..!

Hoca (süper bir insan): (…) Arkadaşlar, bakın; artık ben Türküm, sen Kürtsün, o Arap- bunları çoktan aşmış durumda olmalıyız, çünkü hepimiz…

Talebe (o da süper bir insan): Çünkü hepimiz Ermeniyiz 😛

Read Full Post »

Older Posts »