Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Ekim 2006

Kolay gelsin babacım

Sina: Kızım sen ne okuyorsun şimdi?
İbn-i Sina: Dedim ya baba…
Sina: Peki ne oluyorsun sonunda?
İbn-i Sina: Anlattım ya baba, şöyle şöyle vs. vs.
Sina: Hmm.. peki nerde çalışabiliyorsun?
İbn-i Sina: Çok imkanlar var.. şunu yapabilirim.. sonra şu da var..
Sina: Hmm, tamam.
İbn-i Sina: …
Sina: Hani … abin var ya, avukat..
İbn-i Sina: Evet var..
Sina: Babası diyor ki, keşke psikoloji okusaydı..

Yok çok kızmadım babama. Hatta hiç kızmadım. Normal karşılamalı efendim. Okuduğum bölüm ne herkese “Oo demek ki doktor olacaksın! Ne güzel..” dedirtecek bir bölüm, ne de babamın “Kızım avukat olacak” diyerek soranlara bir cümle içinde açıklama yapabileceği bir bölüm, ne de “Müslüman psikologlara çok ihtiyaç varmış, psikoloji okuyor” diyerek suallerin sonunu getirebileceği bir bölüm, ne de “Mimar olacak, belki bizim caminin projesini o üstelenir” diyerek şakaya vurabileceği bir bölüm..
Napsın zavallı, bizim millete ne cevap vereceğini bilmiyor..
Kolay gelsin babacım.

Reklamlar

Read Full Post »

Erguvani yaşlanmalar


Doğum günün kutlu olsun Erguvani.

İyi ki doğdun be dostum.

Yoksa bugün boş dersimi kiminle geçirecektim 🙂

Read Full Post »

Mübarek Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar,
hayırlara vesile olmasını temenni ederim.

Read Full Post »

İstanbulu dinliyorum

İstanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı.
Önce hafiften bir rüzgâr esiyor,
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmıyan çıngırakları.
İstanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı.

Ich höre Istanbul, meine Augen geschlossen.
Erst weht ein leichter Wind,
Ganz leicht bewegen sich
Die Blätter in den Bäumen.
Weit, ganz weit in der Ferne.
Die unaufhörliche Klingelei der Wasserverkäufer.
Ich höre Istanbul, meine Augen geschlossen.

Ve ben şu an İstanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı..
Gözlerimi açınca da duyacakmıyım?..
Ya duymazsam…

Read Full Post »

Affet Kadir!

Kadrini kıymetini bilemiyoruz Kadir..
Affet bizi..
İnsanız..

Geceniz mübarek olsun.

Read Full Post »

Nasip diyelim..

Nasip.
Bir de şey diyelim:
Mevlam görelim neyler…
Neylerse güzel eyler…………….

Read Full Post »

Bazen insan olduğumu düşünerek kendimi çok aciz hissediyorum.. Nefsim var.. Arzularım var.. Bu dünyaya bir şekilde bel bağlamışız.. Hayaller var.. Sonra bir gelecek var.. Bir tiyatro parçası var.. Benim başrolünü oynadığım.. Bazen de seyirciler arasında buluyorum kendimi.. Başkasının parçasını izliyorum.. Bazen gülerek bazen ise ağlayarak.. Bazen komedi, bazen trajedi.. Ve kendime de bakıyorum bir köşeden.. Bazen ön sıralarda oturur buluyorum kendimi, bazen çok arkalarda.. Bazen büyük bir bekleyiş içinde izliyorum parçayı.. Bazen ise yüzümü başka yöne çeviresim var.. Parçayı bırakıp dışarı kaçasım, dışarda daha anlamlı şeyler var diyesim.. Bazen yine başrolü yine benim üstlendiğim parçaya seyirciler arasından kalkıp Hey! Dur bakalım! diye haykırasım var.. Müdahale edesim var.. Sonra vazgeçiyorum.. Bazen.. Bazen de inceliyorum oyuncuları.. Ne güzel çalışmışlar rollerine diyorum.. Biraz yapmacık mı sanki? Ezberlenmiş herşey.. Sûni şeyleri sevmem.. Ama tüketirim.. Kimyevi maddeleri sevmem.. Ama kullanırım.. Paradoksları sevmem.. Ama paradoksun ta kendisiyim.. İçimde iki çeşit varlık var.. Parçayı oynayan bene baktığımda ordalar.. Biri şeytan biri melek.. İnsan şeytandan alçak olabilir.. Çünkü onun melekten üstün olabilme imkanı var iken o şeytan olmayı tercih etmiştir o zaman.. İnsan melekten üstün olabilir.. Çünkü o, şeytan olmak var iken nefsini dizginlemiştir, meleklerin başaramıyacağı şeyi başarmıştır.. Ve ikisi arasında gidip gelmek.. Orta yolu yok sanki.. İnsan ikisinin arasında gidip gelmeye mahkum sanki.. Şeytani yönü ölmez.. Ama ölmemeli de! Öldüğü an insan insan olmaktan çıkar.. Melek olur.. Ama insan insan kalmalı.. Yeryüzündeki halife olmalı.. Eşref-i Mahlukat olmalı.. Topraktan yaratıldığını unutmamalı.. Nurdan yaratılan meleklerin secde ettiği.. O potansiyeli ve misyonu görmezden gelmemeli.. Dağlara bakıp.. Ey dağlar, sizin yüklenmeye korktuğunuz sorumluluğu ben yüklendim! diyebilmeli.. Dağlara, sen ne cahil ve zalim bir varlıksın dedirtmemeli.. Esfele Safilin olmamalı.. Bir denge kurmalı.. Hayat ve ölüm arasında.. Bir denge kurmalı.. Fani ve baki arasında.. Bir kaç denge belki de.. Ama her zaman şunu hatırlamalı.. Allah beni günahsız istemiyor.. Öyle olsaydı beni yaratmazdı.. Melekler günahsız zira.. Ben kusurlu olabilirim.. Ben insan olabilirim.. Melek olmak zorunda değilim.. Ama.. Günah işledikten sonra tevbe etmezsem o zamanda şeytandan farkım kalmaz.. Ama benim bir farkım olmalı.. Şeytandan.. Yoksa Allah beni niye yaratsın? Tevbe.. Aramızdaki fark bir kelime.. Bir kelime hayatı değiştirir.. Bir Evet bir Hayır bazı durumlarda çok şey fark eder.. Beni seviyormusun? -Evet.. Beni seviyormusun? – Hayır.. Bir kelime sadece.. Ya da sadecesiz.. Ya da iki kelime: Tevbe-i Nasûh.. Evet evet, şimdi oldu.. Cennetle cehennem arasındaki uçurum şimdi tarif edildi.. Ceza ile mükafat arasındaki başkalık.. İki kelime… Bazen işte bu iki kelimeyi söyleyerek çıkıyorum tiyatro salonundan.. İnsan olduğumu hatırlayarak.. Teşekkür ederim Allahım diyerek.. Mutlu bir şekilde.. Bakalım bir dahaki gelişimde hangi parçayı izleyeceğim.. Nasıl çıkacağım.. Hangi kelimeleri söyleyeceğim… Bazen de bir kelime oluyor, o Nasûh eksik oluyor.. Öyle olmuyor işte.. Bunu düşünüyorum, fuayede beklerken..

Read Full Post »

Older Posts »