Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Ağustos 2006

Şehirde oturuyorsunuz.
Diyelim ki eskimiş bir çekyatınız var. Ondan kurtulmak istiyorsunuz. Hem evinizde kötü bir görüntü oluşturuyor, hem de artık ona ihtiyacınız kalmadı.
Yapmanız gereken, çekyatı çöpe atıp ondan kurtulmaktır.
Fakat hiçbir çöp kamyonu onu almaya yanaşmaz. Bir miktar bahşiş verseniz bile almazlar.
Eskici de almaz. Alıp da ne yapacak?
Kırıp yakmayı deneseniz, hem olmaz, hem de eviniz doğalgazlı.
Kamyonet tutup gece yarısı ıssız bir yol kenarına bırakmayı deneseniz, işin içinde yakalanıp kaçak moloz dökmekten ceza yeme ihtimali var. Ayrıca, kamyonetin ücretini de unutmamak gerek. Astarı yüzünden pahalıya gelecek.
Çekyat, adeta başınıza bela olmuştur.
Bir gece yarısı, gizlice, sokağın tenha bir köşesine bırakmayı düşünür, sonra bir tanıdık görür diye vazgeçerseniz.
Bir fakire vermeyi düşünseniz, bu meretten en fakirinde bile var.
Artık çaresiz bir şekilde, sırf eski çekyattan kurtulmak adına, o malum kampanyalardan birine katılırsınız. “Eskimiş eşyanızı getirin, şu kadar peşine sayalım, size aynısından yeni bir eşya verelim.”
Eski çekyatınızı gelip evinizden alırlar ve yerine yeni bir çekyat verirler. Eski çekyatınızdan kurtulmuşsunuzdur, bu iyidir; fakat yeni bir borcun altına daha girmişsinizdir, bu kötüdür…
Evet… Batılılaşma da böyledir.
Batıya yakanızı bir kaptırdınız mı, artık ondan kurtuluş yoktur. Atsanız atılmaz, satsanız satılmaz.
Batıdan kurtulmak için yine batıya gidersiniz. (Birinci Dünya Savaşı’nda İngiltere ve Fransa’dan kurtulmak için Almanya’ya gidilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki birçok dava da bu konuya örnek olabilir.)
Onun verdiğini elden çıkarmak için, yine ondan bir şey alırsınız: Almanya’dan aldığınız tank eskimiş ise, yenisini Fransa’dan… İsviçre’den ithal ettiğiniz kanunlardan memnun değilseniz, yenisini İtalya’dan…
Ondan aldığınız borcu kapatmak için, yine ondan borç alırsınız. İşin içinde faiz de olduğundan, borcunuz sürekli artar. Ödedikçe kabarır…
Peki, yapılması gereken nedir? Bu kısırdöngüden, bu kumpastan kurtulamaz mıyız?
Bu kafayla, hayır…

Milli Gazete‘de İbrahim Tenekeci‘nin yazı arşivini karıştırırken rastladım
Ne diyeyim İbrahim abi, haklısın…

Reklamlar

Read Full Post »

Bir Bilmece

Doktorumuzun sakınmamızı tavsiye ettiği dört “Beyaz” nedir?

El- cevap:
1. tuz
2. şeker
3. un
4. ?

Read Full Post »

Ana- kız…

Bundan bir- iki sene önce :
-Kızım acele et, geç kalıyorsun okula!
-Birşey olmaz, öğretmen fazla kızmıyor…

Bugün:
– Anne çabuk, geç kalıyorsun kursuna!
– Birşey olmaz, herkes geç geliyor…

Ben de kime çekmişim diye merak ediyordum 🙂

Read Full Post »

O da alçalmadı…

“Şimdiye kadarki söz ve hareketlerinde yanıldığını beyan ederek Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır’dan özür dilediğin takdirde, idam hükmünü bozacak ve seni serbest bırakacaktır.” Hamide Kutub, ağabeyinin affedilmesini ve yaşamasını çok istiyordu. Bu yüzden de teklifi kendisine iletti. Üstad Kutub’un cevabı gayet açık ve tavizsizdi:
“Eğer idamı hak etmiş olarak hakkın emri ile ipe çekiliyorsam buna itiraz etmek haksızlıktır. Eğer batılın zulmüne kurban gidiyorsam, batıldan merhamet dileyecek kadar alçalamam!..”

Bugün Seyyid Kutub’un şehadetinin 40. yıldönümü.
Ruhuna bir Fatiha…

Read Full Post »

O zaman…

Ben toprak olsaydım, anne toprak, hayat veren toprak…
Ve her gün binbir çeşit nebatat bende hayat bulsaydı ve binbir çeşit hayvanata yuva olsaydım; çok mutlu olurdum.
Ve bir gün üzerimde salih bir kul secdeye varsaydı, gözyaşları üzerime damlayıp hayatıma hayat katsaydı; işte o zaman daha da mutlu olurdum.

Ben bir gül olsaydım, Peygamberime atfedilen bir gül; çok mesut olurdum.
Ve bir gün salih bir kul gelseydi, beni koparmaya kıyamadığı için eğilseydi ve beni koklasaydı, ve kokum ve güzelliğim ona Peygamberi hatırlatsaydı ve içindeki hasret ateşini alevlendirseydim; işte o zaman daha da mesut olurdum.

Ben gökteki bir yıldız olsaydım, galaksideki milyarlarca yıldızlardan sadece bir tanesi, ve Rabbimin bana verdiği sorumluluğu yerine getirebilmenin sevinciyle yeryüzüne ışık saçsaydım; çok bahtiyar olurdum.
Ve bir gece tüm insanlar gaflet içinde uyurken salih bir kulun uyku yerine Rabbini gizli ve mütevazi bir şekilde zikretmeyi tercih ettiğine şahit olsaydım, ve dilinin her “Allah” deyişinde kalbinin titreyişini hissetseydim; işte o zaman daha da bahtiyar olurdum.

Ama ben ne toprağım, ne bir gülüm, ne de bir yıldızım.
Ben bir insanım. Ben, nefse sahip olan bir varlığım ve Rabbim yerine nefsime köle olursam, bir avuç topraktan da değersiz olurum, bir gülün yaprağından da, bir yıldızın bir anlık nurundan da.

Fakat nefsimle boğuşup bir gün galip gelirsem, işte o zaman toprak da bana imrenir, gül de bana özenir, gökteki yıldızlar da bana gıpta eder.

Çünkü ben o zaman zoru başarmışımdır. Çünkü ben o zaman toprağın üzerinde secdeye kapanan, gülü koklarken O’nun hasret ateşiyle yanıp tutuşan ve yıldızın gece şahit olduğu o salih kullardan biri olmayı başarmışımdır.
O zaman … O zaman… O zaman gelir mi dersiniz?
Peki sizce o zaman size gelir mi? Sizce imkansız mı?
Hayır, herşey ama herşey sizin isteğinize bağlı. Azrail kapınızı çalmadıkça kimse size “Salih kul olma” yolunuzda mani olamaz.
Yeter ki, isteyin.
Yeter ki, can-ı gönülden isteyin.
Ve yeter ki, isteğinizi gerçekleştirmek için gücünüzün yettiği kadar çalışmasını bilin.

O halde, yeryüzündeki en mutlu, mesut ve bahtiyar varlık olmak varken;
toprak, gül veya yıldız olmayı istemek niçin?!…

Read Full Post »



İslam Dünyası(2006-08-23 19:56:16)-Mısır’da İslam Dünyasının en etkin eğitim kurumlarından biri olan El Ezher, Coca Cola ve Pepsi’nin haram olduğunu açıkladı. El Ezher üniversitesine bağlı Yüksek İslami İşler Meclisi, yaptıkları bir incelemenin ardından Coca Cola ve Pepsi’nin içilmemesi gerektiğini açıkladı. Her iki içeceğin içinde domuz etinden bazı maddelerin konulduğunu tespit ettiklerini açıklayan Meclis, Müslümanları Coca Cola ve Pepsi’yi içmemeye davet etti.

Bu tür gazlı içeceklerin insanlar için zorunlu şeyler olmadığını belirten Meclis, zor durumlarda “Zarûretler haramı mübâh kılar” kaidesi gereğince domuz, içki ve ölü etinin dahi sadece ölünmeyecek kadar yenilmesine izin verildiğini açıkladı. Meclis, böyle bir zorunlu durum olmadığına göre Müslümanların bu tür ferahlatıcı içeceklerden uzak durmalarını önerdi. Ürdün’de geçen gün uzun zamandır yapılan araştırma sonucu yapılan açıklamada, Coca Cola ve Pepsi’nin domuz’dan yapılmış bazı katkı maddeleri içerdiği açıklanmıştı.

Coca Cola ve Pepsi geçtiğimiz hafta Hindistan’da içinde zehirli bulunduğu gerekçesiyle ülke çapında resmen yasaklanmıştı.

dunyabulteni.net

haberi aynen alıntıladım.
kaynak burda
yorum sizin…

Read Full Post »

ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz
ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz

bu sözü çok seviyorum,
hayatta sadece iki yolun olduğunu gösteriyor…
ya bekleyenim ya da bekletmemeliyim…
ya yalnızım ya da yalnız bırakmamalıyım…
ya dostsuzum ya da dost olmalıyım…
ya yarınsızım ya da yarınlar ben olmalıyım..

şunu anladım ki ben ümitsizim
ama çare de benim…
içimdeki çareyi bir bulabilsem…

ya derdin kendisiyim ya da derman ben olmalıyım…
ben dertmiyim..
dertlimiyim..

derman arardım derdime,
derdim bana derman imiş

her dem derman peşindeyim,
derdimi unutmaya çalışarak…

Read Full Post »

Older Posts »