2007 nin analizi işte şurda.
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
Doğrusu şu zamanla alıp veremediğim ne var, hiç bilmiyorum. Hayır hayır, “şu zaman” derken “şu içinde bulunduğumuz çağla” demek istememiştim. O ayrı bir konu. Yani o da olabilirdi aslında. Ama benim kastım bizim dünyamızda saniyeler, dakikalar, saatler, günler, aylar, yıllar, asırlar (off sina yeter!) vs. ile ifade edilen zamanın ta kendisi.
Bundan bir kaç sene önce üzerine kafa yorulan konular yok, yerlerine başkaları kondu (Türkiyenin Avrupa Birliğine girme çabaları hariç), dünyayı varlıkları ve eserleriyle geçmişte birsürü çalkalamış olan insanlardan hala mevcut olanlarının sayısı da azaldı (Corc Buş hariç), hayatıma bir şekilde girmiş (kimisi kapıyı nazikçe tıklayarak, kimisi bir hırsız kadar sessizce ve ani, kimisi ise kapıyı yumrulayıp kırarak) insanların ölüm merkebine binerek sadece benim değil başkalarının hayatlarından da çıkmaları daha sık görülür bir vakıa haline geldi.
Yaşlandığımı; gördüğüm, görüştüğüm insanlardan ayrılırken artık “Bir daha kim bilir ne zaman görürüm.. Ya da görebilir miyim?..” gibi düşüncelerin beynimin bir köşesinde gezinmesinden ve gezinmekten yorulmadığından anlıyorum. Evet ben yaşlanıyorum. Her ne kadar toplumun normlarına göre “genç” sınıfından bir insan olsam da, ben artık gür saçları her sabah annesi tarafından ıslak tarakla tarandıktan sonra örülen ve beyaz lastikle sıkıca (bazen fazla sıkıca) bağlanan o küçük kız değilim. Ve ben artık, ruhu iyi notlar almaya, öğretmenlerin övgüsünü kazanacak derecede başarılı olmaya odaklanan bir alamancı kızı teenager de değilim.
Ben yaşlıyım. İnsanların içlerindeki o lanet olası nefsin doğurduğu hırsın, vurdumduymazlığın, egoizmin, menfaatçiliğin, zevk sarhoşluğunun, merhametsizliğin, insansızlığın ve insafsızlığın kol gezindiği bir fani dünyadayım artık. Karamsarlığımı haklı çıkaracak onca sebeplerin karşıma çıktığı anlarımdayım artık.
Ben yaşlıyım.
Ama…
Bugün benden en az bir kafa büyük olan “küçük” kardeşimi on günün hasretiyle yanağından öperken zaman durdu. Abla oldum. Yine.
Okula henüz başlamamış ve okullu olan ablasının dediği her şeye inanacak saflıkta olan bir kardeşin ablasıydım yine. Kardeşine, edindiği tecrübeler sonucu okulda başarılı olmanın yollarını nasihat eden o hırslı alamancı kızı ablaydım yine.
Kardeşim büyümüştü. Ben ise yaşlanmıştım. Ama esasında ikimiz de hala zamanın tüm katmanlarını içimizde taşıyor ve yaşıyorduk. Çocukluk içimizdeydi. Biz yanyana gelince diriliyordu.
Ömrümüzden giden tüm bu zaman zarfında değişen tek şey, defterime dolma kalemle özene bözene yazdığım rakamları anlamaya çalışan kardeşimin artık başka sorular soruyor olmasıdır.
-Abla.. Kapitalizm ney?..
-Bilmiyorum hayatım, bilmiyorum. Ağğh bir bilsem..
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
Sevgili blog,
biliyor musun, anneler birer melek.
Geliyoooorruuuummm..!
(meleğim çağırdı)
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | 7 Yorum »
Biliyor musun dostum, sabretmek gerekiyor. Dünya sabretme yeri. Sabredip inanma. Avuçların açılması, yedi kat semaya sayısızca duaların yükselmesi gerekiyor bu dünyada.
Dertler, kötülükler, çileler geçecek.. Hepsi birer birer..
Bir Süleyman olmalı. Rüzgardan rica etmeli. Tüm bu sıkıntıları alıp götürmesini. Sen pencereyi aç ve izin ver rüzgara. Çarpsın yüzüne. Rüzgara yüzünü ver sen. Kalbini Allah’a. En emin eller O’nun.
Şunu dinle, rüzgara sarıl, Allah’ı sev.
Olur mu..?
Sen sabret, biz dua edelim.
Dua ediyoruz..
Sabret..
Le Vent Nous Portera
Je n’ai pas peur de la route
Faudrait voir, faut qu’on y goûte
Des méandres au creux des reins
Et tout ira bien là
Le vent nous portera
Ton message à la Grande Ourse
Et la trajectoire de la course
Un instantané de velours
Même s’il ne sert à rien va
Le vent l’emportera
Tout disparaîtra mais
Le vent nous portera
La caresse et la mitraille
Et cette plaie qui nous tiraille
Le palais des autres jours
D’hier et demain
Le vent les portera
Génetique en bandouillère
Des chromosomes dans l’atmosphère
Des taxis pour les galaxies
Et mon tapis volant dis ?
Le vent l’emportera
Tout disparaîtra mais
Le vent nous portera
Ce parfum de nos années mortes
Ce qui peut frapper à ta porte
Infinité de destins
On en pose un et qu’est-ce qu’on en retient?
Le vent l’emportera
Pendant que la marée monte
Et que chacun refait ses comptes
J’emmène au creux de mon ombre
Des poussières de toi
Le vent les portera
Tout disparaîtra mais
Le vent nous portera
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum »
Bazen delirmek geliyor içimden. Gelen şeyler hep içten gelir zaten. Gelmek içtendir. Ve bazen işte delirmek geliyor. Delirip insanların artık “bu neden böyle yapıyor?” sorusundan kurtulmak belki de. Gönlümce hesap vermeden hareket etmek. Yoksa siz deliye neyi niçin yaptığını sorar mısınız?
Ama mücadele ediyorum. Delirmemeli. Dünyaya, insanlığa, bir tek insana bile çok şey katamıyacaksam da, bir şeyler yapmam gerekiyor benim. Bu dünyada. Kul olabilmek mesela. Ve aslında meselası da fazla. Ve delirince kul olunmuyor. Delirince deli olunuyor sadece, günlerin hepsi ise bayram. Ama hayat bir tek bayramlardan müteşekkil değil. Oruç tutmak gerekiyor bu dünyada. Nefsi ıslah etmek. En azından çabasını göstermek. Bayram, bu çabanın sonrasında gelebilir ancak. Oruç tutmayanın bayramı kutlaması abes düşer. Hatta komik bir durumdur bence. Trajikomik (ah ben bu kelmeyi çok seviyorum, bilemezsiniz. hayatı bir kelimeyle tanımla derseniz, bu kelime “trajikomik” olabilirdi mesela).
İçimden gelen bay Delirmek,
hayatım,
aşkım,
gel sabredelim,
cennette delirelim.
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
kompleksitivitemin doruğuna ulaştım
oww tanrım oww tanrım
yardım
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
bugün çokça uyudum
bir sürü rüya gördüm
çok şey yaşadım
düşlerimde
güldüm ağladım
gittim geldim
sevdim sevmedim
ve sonunda
uyandım
hepsini unuttum
ve düşündüm
hayat bir uykuydu işte
çokça rüyalar gördüğümüz
uyanınca unuttuğumuz
andı
ölüm
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | 6 Yorum »
sen
başının yastıkta
gözlerinin uzaklarda
hislerinin firarda
ellerinin boşlukta
olduğu bir gündesin
ve
saçlarının dağınık
soluğunun bozuk
dudaklarının yapışık
beyninin bulanık
olduğu bir gün bugün
ben
yokum orada
ben gözlerinin
olduğu yerdeyim
ikimiz
de aynı güzel
türküyü dinleyelim
bülbüller ötmesin
çünkü ben yokum orada
ben gözlerinin
olduğu yerdeyim
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;

Uncategorized kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum »
Birileri buna dur demeli.
Sonra birileri konuşmaya cesaret etmeli. Bu öldürücü sessizliği kesmeli.
Soluklar olmalı. Nefesler tüketilmeli.
Bir el atmalı birileri. Parmaklar gelmeli.
Bir an.
Bir dem.
Bir el.
Tutmalı.
Elini.
Senin.
Bir el elini..
..tutmazsa..
..da..
..Allah bırakmasın.
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;