Tanimanin yolu bütünlükten gecer. Misal, bir kitabi tanimak istiyorsaniz, her satirini okumus ve onunla ilgili incelemeler yapmis olmaniz gerekir. Bir yazari tanimak istiyorsaniz, tüm eserlerini okumus ve dogumundan ölümüne kadar hayatinin her demi hakkinda malumat edinmis olmaniz gerekir. Yazarlar puzzle gibidir. Onlarin kaleminden cikan her okunan eserle birlikte yapbozun bir pacasi daha bulunmus demektir. André [...]
Ocak, 2008 için Arşiv
puzzle’in ilk parcasi: “La Symphonie pastorale”
Posted in Uncategorized on Ocak 14, 2008 | » yorum bırak;
no comment
Posted in Uncategorized on Ocak 13, 2008 | 2 Yorum »
bir sürü bulasik
Posted in Uncategorized on Ocak 13, 2008 | 3 Yorum »
Ben su aralar birseyin bedelini ödüyorum arkadaslar. Durun ya, sina ya sen ne diyorsun, cok bilmeceli konusuyorsun, okumiycam len yazini diye hemen pes etmeyin arkadaslar. Pes ederseniz annem sizi sevmez. Cünkü benim annem öyle hemececik pes edenleri sevmez. Ve benim annem iyi insandir. Onun sevgisine mazhar olmak iyi seydir yani. Neyse. Bedel diyorduk. Simdi düsünün [...]
padisahin oglu olsan
Posted in Uncategorized on Ocak 13, 2008 | 4 Yorum »
Hayir, buna kesinlikle hakki yoktu. Beni cok kirdi. Yani fikrini beyan edebilirdi tabi, etsindi. Ama bunu bu sekilde, bu kadar ironik bir dille yapmamaliydi. Bizim Z. kimden söz ettigimi biliyor. M. hocayla karsilastigimizda yanimdaydi cünkü. Z. nin aklina uyup : P su parcayi M. hocaya armagan ediyorum. NOT: N. hocam bitane.
ben baktim sen gülmedin
Posted in Uncategorized on Ocak 12, 2008 | » yorum bırak;
Gecenlerde bos derste “Kütüphaneye gidip ders mi calissam yoksa sehir merkezine gidip azicik dolassam mi?” sorusuna cevap ararken, kendimi metroda buldum. Demek ki, havanin güzel olusu beni dolasmayi tercih etmeme itmisti. Metronun cokta kalabalik olmadigi bir vakitti. Bir gurup ergenin birbiriyle sakalastigi, gülüstügü bir vagona binmisim. Karsimda ise yüzünün aslinda gözden kacmiyacak derece sivilceli oldugunu [...]
“Hatira fotografi”
Posted in Uncategorized on Ocak 11, 2008 | 2 Yorum »
FW mailleri sadece basliklari ilgimi cekerse okurum. Ya da kimin gönderdigine bakarim. Bir arkadas öyle bir mail atmisti bana: Bildik seyler aslinda, Coca Cola’yi desteklemeyin, falanca firma da yahudi firmasi, gibi seyler. Evet bunlar bildik seyler de, bir resimle hayatimda ilk defa karsilastim: Üc israil askeri Filistin topraklarinda hatira fotografi cektiriyor. Iki asker makineye Cheeeessee [...]
bon nuit, buon giorno, buenos aires
Posted in Uncategorized on Ocak 10, 2008 | » yorum bırak;
sevgili blog, dört saat sonra (muhtemelen o dört saatten calar saatla yapilan savas dolayisiyla dört bucuk saat olacaktir) kalkip okula gitmeliyim. haklisin, bunun icin önce bi yatmak gerek. fransizca ödevimi (yarabbicoksükür!) yaptim da. bak suraya yaziyorum: fransiz kadin altina en azindan bi “bien fait!” yazmazsa, o zaman.. o zaman.. hmm.. durun ya, düsünüyorum.
bişey mi dedin?
Posted in Uncategorized on Ocak 8, 2008 | 5 Yorum »
darling, it’s time to change. doğrudur elbet. ammavelakin (bana ne, ben bitişik yazarım!) söylemekle olmuyor. herşey söylemekle olsaydı, bir kere dünya barışı denen ütopya gerçek olurdu. ama o ütopyaya yaklaşmak, en azından onun çabasını vermek önemli, öyle değil mi muhterem cemaat? aynen öyle. bazı şeyler tıkırında değil. ya da öylesine tıkırında ki, o tıkır tıkır [...]
Ke(n)di mutluluğu(n)
Posted in Uncategorized on Ocak 7, 2008 | » yorum bırak;
Düşünüyorum da, galiba insanların hayat adına verdiği onca çaba, şu kedinin sahip olduğu mutluluğu yaşayabilmek için. Ama hayat sadece mutluluktan ibaret değil öyle değil mi? Eudemoniacılık yapmayalım şimdi, Kant amca kızar (üff, ödevimi yapmadım, hatırlatmayın lütfen..) Ama Allah var, tablo çok güzel. Şu kediciğin yüz ifadesine bakar mısınız? Renoircığım, ellerine sağlık.
bir çift kundurayla bir de fesi yok
Posted in Uncategorized on Ocak 6, 2008 | 4 Yorum »
darling, blog, ben geldim. hatta: padam padam padam. bunu nasıl başardığımı ben de bilmiyorum, ama ayakkabıcıda “eh belki giyince güzel durur” dediğim fermuarlı çizmelerden birini giyerken elimi çok fena çizdim. (çok fena derken: bir çizmeyi giyerken çizmiş olduğumu göz önünde bulunduracak olursak çok fena. kendimizi ifade ederken olaylara nazaran bakıyoruz anlıycanız.) fazla kan gelmedi tabi. [...]