Kitaplar iki çeşittir:
1. Elinize aldığınızda sizi ilk sayfaları ile büyüleyen veya büyülemediyse bile okumaya değer olduğunu düşündüğünüz kitaplar.
2. Elinize aldığınızda “Bu ne yaa..?!” deyip bir daha karşılaşmamak için dua ettiğiniz kitaplar.
Peter Camenzind beni ilk bakışta büyülemeyi başarmadıysa bile (sanki büyülememesi Hesse’nin zaafıymış gibi konuşuyorum, ne komik), okunmaya değer olduğu kesindi. Hatırlıyorum, ortaokulda teneffüslerimi feda edip (ah ne fedakar şeysin sen öyle sina..!) okulun kütüphanesinde gönüllü olarak çalıştığım için almanca öğretmenimiz sene sonunda bana bu kitabı bir teşekkür niteliğinde hediye etmişti. Seneler geçti. Okumak bugüneymiş.
Kitabın kahramanı Peter Camenzind, insanlarının hemen hepsinin aynı soyadını taşıdığı şirin bir köyde doğup büyümüştür. Çiftçilikle uğraşan bir ailenin tek evladı olan Peter işten kaçan haylaz bir çocuktur. Babasına işlerde yardım etmek yerine dağlara tepelere kaçmayı, su sesini dinlemeyi, kuşları izlemeyi, bulutlarla dost olmayı, kısacası doğayla bütünleşmeyi tercih etmektedir. Ve işte bu huyu yüzündendir ki, ailesi onu okutmaya ikna olur. Latince öğrenir Peter. Filolog olması öngörülür. İlk saf aşkını da ortaokul çağlarında yaşar. Zengin bir ailenin eğitimli kızı olan Rösiye karşı duyduğu duyguları onu tehlikeli dağlara tırmandırıp oradan sevdiği kız için çiçek toplattırır. Ama çiçekler hiç bir zaman Rösiye ulaşmaz. Zira koskoca avukatın kızı Rösi kimdir, çiftçinin oğlu Peter kimdir. Bu kompleksle okumaya karar verir. Yolu Zürihe düşer. Burada sevgili dostu Richard ile tanışır. “Sen şairsin, öyle değil mi?” sorusu karşısında şaşırır Peter, “Hayır, bir kaç şiir yazmışlığım var ama şair değilim..” der. Ve Peterin şairliğini yüzünden anlayan ilk insan değildir Richard…
1904 yılında ilk defa yayımlanan bu romanı özel kılan şeylerden biri, Hermann Hesse’nin “Peter Camenzind” ile ilk defa ün kazanmış olmasıdır. Ayrıca hikayenin kahramanı Peter Camenzind ile Hermann Hesse arasındaki benzerlikler dikkat çekicidir (Peter tıpkı Hesse gibi annesini genç yaşta kaybeder, küçüklüğünden beri şair olmayı arzuluyordur, intiharı düşünür, İtalyaya seyehat eder vs.) Son olarak akıcı ve zengin üslubunu (zengin= dil zenginliği artı imgeler: örneğin hayatın yükünü taşıyan insanı, Zeus tarafından gökyüzünü sırtında taşımakla cezalandırılan Atlasa benzetir. ) beğendiğimi belirtmek istediğim “Peter Camenzind”i realiteden kaçmayan herkese tavsiye ederim.
